Cehalet

“Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” (Zümer, 39/19)

CEHALET, ilmin zıddıdır. Buna binaen ilimden mahrum olan ve ondan istifade edemeyen kimseye cahil denilir. Muhakeme yeteneği az olanlara ise ahmak denilir. 

Cahil insan, her şeyde ya aşırıya kaçtığından ya da gerektiği kadarını bile yapmadığından dengeli bir şekilde yaşayamaz. Bu açıdan her zaman hataya düşer, hakkı batıl, batılı hak görür. Aleyhinde olan şeyleri lehinde zanneder. Dost ve düşmanını birbirinden ayıramaz. 

Cehaletin en kötüsü ve en tehlikelisi, insanın kul olduğunu bilmemesi, Allah’a kulluk etmekten uzaklaşması, O’nun ilahi emirlerine değil de, kendi heva ve heveslerine uymasıdır. 

Cahil insan cehaletinden mazur değildir. Çünkü, alimlerden sorup öğrenmesi mümkün iken, öğrenmeyi ihmal etmiştir. Cahilliğin en kötüsü de bilmediğini bilmemektir. Böyle insanlar kendilerinin her şeyi bildiğini zannederler. Bu bakımdan kendilerini büyük göstermeye özenirler. Hazret-i Ali (ra.) “İnsan ya alim olur yahutta müteallim (ilim öğrenen) olur. Bunlardan başkası yaşayan ölü gibidir.” buyurmuştur. 

Mehmet Akif’in,

“Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet…
Ey derd-i cehalet, sana düşmekle bu millet,
Bir hale getirdin ki, ne din kaldı, ne namus?
Ey sine-i İslâm’a çöken kapkara kâbus,
Ey hasm-ı hakikî, seni öldürmeli evvel:
Sensin bize düşmanları üstün çıkaran el!..”

Hazret-i İsa (as.) şöyle demiştir:

“Ben Cenab-ı Hakk'ın izniyle ölüleri dirilttiğim hâlde, cahillere söz anlatmaktan aciz kaldım.”

Halk arasında cahilliğin kötülüğünü anlatan bir darb-ı mesel olan şu söz çok manidardır: “Cahil dosttan ise akıllı düşman daha iyidir.” 

Eskiden padişahlar, kitaplarında kendilerini methetmeyen alim ve şair­leri cezalandırmak için cahiller ile beraber zindana atarlarmış. 

Bir zaman Hafız-ı Şirazî bir kitabını yazdığında devrin padişahı; “Kitabının başında beni methet.” demiş. Hafız-ı Şirazî: “Ben böyle bir zalimi methedemem.” diyerek teklifi reddetmiş. Bunun üzerine padişah Hafız-ı Şirazî'yi zindana attırmış. Hafız-ı Şirazî zindanda her ikindiden sonra mahkumlara sohbetler edermiş. Mahkumlardan birisi her sohbetinde ağlarmış. Hafız-ı Şirazî’nin dikkatini çekmiş ve bir gün ona: 

“Yahu seni ağlatan nedir? Allah korkusu mu? Yoksa Allah sevgisi mi?” diye ağlamasının sebebini sormuş. Adam da: 

“Benim bir keçim vardı. Senin sakalın aynen onun sakalına benziyor. Seni görünce onu hatırlıyor ve kendimi tutamayıp, ağlıyorum.” diye cevap vermiş. 

Hafız-ı Şirazî: 

“Böyle cahilin yanında durmaktansa, öyle zalimi methetmek daha evla­dır.”

diyerek, padişaha kendisini methedeceği haberini göndermiş. 

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 12/7/2010
Okunma Sayısı : 2877

Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
bes bes sifir bir dokuz bir

seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | vibratör | vibratör | vibratör | vibratör | vibratör | vibratör | erotik shop | istanbul escort