Isparta Kahramanları

Millet ve memleketemizin geleceği hakkındaki bütün endişelerim, bu ziyaretle silinip gitti. İstikbale güvenle bakmaya başladım. Anadolu’nun her köşesine yayılmış bulunan “Risale-i Nur Ekolü”nün asırlardır birikmiş nice tereddütleri, şüpheleri bertaraf ederek, kalblere îman-ı tahkikiyi, tevekkülü, şuur ve idraki tam manâsıyla yerleştireceğine dair inancım bütün bütün kuvvetlendi.

Risale-i Nur’un intişarının beşerî kuvvetlerle bertaraf edilemeyeceğine, bu nurun üflendikçe parlayacağına tam olarak kanaat getirdim. Üstad’ımızın, odasına girmesinden sonra, Ağabeylerle sohbetlerde bulunduk... Bu sohbetler sonunda Üstad’dan aldığım şevk ve azmimi, onlarda müşahede ettiğim ihlâs, sadakat ve fedakârlık bir kat daha artırdı. Üstad’a azîm bir sadakatle bağlı olan bu “Isparta Kahramanlarını" seyrederken, Ehl-i Suffe’yi hatırladım ve onları gönülden tebrik ettim.

Kendi kendime dedim ki:

“Madem bu fedakâr şahsiyetler kendilerini, Ashâb-ı Suffe gibi, her şeyden azade olarak îman ve Kur’an hakikatlarının yayılmasına vakfetmişler, ihtiyarlık ve hastalığıyla beraber, daimî bir tarassut ve tazyik altında bulunan Bediüzzaman gibi bir İslâm kahramanının etrafını sarmışlar. Tâ ki, bu dâva yükselsin, yücelsin, bu vesile ile îmanlar kurtulsun, gönüller aydınlansın, vicdanlar huzur bulsun. Öyleyse ben de bir ferd olarak hayatımı ve bütün varlığımı bu kudsî dâvanın uğrunda feda etmeliyim...”

Üstad ve talebeleriyle görüşmem, beni bu şuura, bu azme, bu iradeye kavuşturdu. Üstad’ımızın, “Mübarek Isparta” dediği bu beldeden, artık ayrılma zamanı yaklaşıyordu.

Evet, Isparta gerçekten mübarekti; güller, bülbüller diyarıydı.

Isparta mübarekti; insanları o gül ve bülbül bahçelerine lâyık ve münasip bir güleryüzlülük, nezahet, iffet ve nezaket içindeydiler. Ensâr’ın, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) mihmandarlık ettiği gibi, bu bahtiyar insanlar da, Bediüzzaman gibi bir veliyyi kâmile, en derin bir samimiyet ve en büyük bir fedakârlıkla kucak açmışlardı.

Evet, Isparta mübarekti; çünkü Risale-i Nurlar ilk defa burada yazılmış ve bütün Anadolu’ya buradan yayılmıştı.

Şu baharın şaşaası da Isparta’nın mübarekiyetine ayrı bir letafet katıyordu.

Isparta’nın daha böyle sayılamayacak kadar çok ihtişamlı güzellikleri vardı. Bütün bu letafetler, güzellikler, güller, gülistanlar Risale-i Nur’un bu beldede intişarıyla ebedîleşmiş, O’na namütenahi bir şeref kazandırmıştı.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 17/7/2010
Okunma Sayısı : 2710

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
dort bir sekiz iki yedi uc

mersin escort
ataköy escort
şişli escort
istanbul escort