HAYIRDAKİ HİSSEMİZ

Bir padişah, memurlarından birisine kâfi miktarda altın vererek, bunların bir kısmıyla Kur’ân-ı Kerîm bastırıp dağıtmasını, diğer kısmıyla da ahalinin ibadeti için Süleymaniye gibi bir cami ve külliye yaptırmasını ferman etmiş olsun. Bu memur verilen emirleri aynen yerine getirdiği takdirde, ortaya çıkacak hayırlı neticelere sahip çıkabilir mi? “Bütün bu Kur’ân-ı Kerîmleri ben bastırdım, bu cami ve külliye benim eserlerimdir.” diyebilir mi?

Sermaye padişahın emri üzerine kullanıldığında bütün şeref ona aittir. Emrinin aksine kullanıldığında ise, ortaya çıkacak bütün şer ve tahribat sermayeyi yanlış yolda kullanan kişiye ait olur.

Cenâb-ı Hak da her bir insana akıl, hafıza, hayal gibi harika cihazlar takmış ve her biri ayrı bir âlemin kapısını açan görme, işitme, korkma, sevme gibi nice hisler vermiştir.

İşte insan, Hak Teâlâ’nın ihsan ettiği bu büyük sermayeyi O’nun rızası istikametinde kullandığında, ortaya çıkan dünyevî ve uhrevî neticeleri Allah’tan bilmeli ve O’na minnettar olmalıdır. “Lezzetli üzüm salkımlarının hasiyetleri kuru çubuğunda aranılmaz.” hakikatini rehber edinerek, kendisine ihsan edilen nimetleri gasp ve temellük etmemelidir. İnsanın yaptığı güzel ve hayırlı işleri kendine mal etmesi doğru değildir.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 09/7/2018
Okunma Sayısı : 245

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
uc sifir yedi bes iki iki

mersin escort
ataköy escort
şişli escort
istanbul escort