Mukaddime

Memleketimizin birlik ve beraberliğini, huzur ve saadetini, refah ve kalkınmasını ve Müslümanlar arasındaki ittihadın tesisini istemeyen belli mihraklar ve şer güçler, yıllar önce planlanmış oldukları bir çok sinsi oyunlarını, her fırsatta değişik şekillerde uygulamaya koymaktadırlar. Müslümanları bölmek isteyen bu şer güçlerin bu sinsi oyunlarını çok iyi bilen Bediüzzaman Hazretleri, milletin bu oyunlara alet olmaması ve İttihad-ı İslam’ın tesisi için, bir taraftan eserlerinde imana ait şüphe ve vesveseleri izale edici kesin delil ve burhanlar serdederken, diğer taraftan da millet ve memleketin birlik ve beraberliğini, uhuvvet ve muhabbetini perçinleyici kuvvetli ve muknî dersler vermiş; görüşlerini her vesileyle dile getirmiş, yetkilileri, bir din âlimi olarak uyarmış, ancak problemlerin çözümünde milleti irşad etmeyi esas almıştır.

Bu eserimde öncelikle, İttihad-ı İslam’ın ehemmiyetini, Şark’ta vuku bulan elim ve üzücü hadiselerin izalesi hususunda yapılması gerekenleri, Bedizüzzaman Hazretlerinin tespitleri ve çözüm önerileri ışığında anlatmaya çalıştım. Sonra, ittihad-ı İslam aşığı olan Yavuz Selim’i anlatmaya gayret ettim.

Yavuz Sultan Selim’le alakalı tarihi hadiseler elbette ki, en ince detaylarına kadar yazılmış ve bu konuda bir çok kıymetli eserler ortaya konulmuştur. Bu bakımdan mevzunun detaylarını, bu konunun mütehassısı olan tarihçilere havale ediyorum. Zira Selim gibi müstesna bir kişiyi yazmak, onun devrini bütün detayları ile ele almak, ciddi, tarafsız ve meseleye vukuf bir heyetin yapacağı bir iştir.

Evet, yapılan bir bina veya saray seneler sonra harap olup yıkılır, ama tarih asla yıkılmayan ve unutulmayan bir saray gibidir. Hususen Osmanlı tarihi çok zengindir, şanlıdır, şereflidir ve binlerce âli meziyetlerle doludur. Hiçbir millete nasip olmayan bu tarihimiz sönmeyen bir güneş gibidir.

Hiç şüphesiz ki, o sönmeyen güneşlerden biri de Müslümanların birlik ve beraberliği yolunda, vatanın ve milletin bekası uğrunda feda-yı can eden, ittihad-ı İslam’ın öncüsü ve sevdalısı olan Yavuz Sultan Selim Han Hazretleridir. Kemal Paşazade Ahmed Şemsü’d-din Efendi’nin ifade ettiği gibi:

Yavuz Selim Han’la ilgili tarihî olaylar, bir çok insanın merak ettiği ve bazılarının da tamamen taraflı ve kasıtlı olarak saptırdığı mühim meselelerdir. O büyük padişaha taassup ve tarafgirlik hissi ile bir çok haksız hücumların yapıldığını müşahede etmekteyiz. Eğer insanlar, taassup ve tarafgirlik gözlüğünü çıkararak, meseleleri önyargısız ve insafla değerlendirebilseler, ona yapılan hücumların haksız olduğunu göreceklerdir. Böylece evham ve taassup bulutları izale edilecek ve bütün hakikatler güneş gibi ortaya çıkacaktır. Zira o celadetli padişah; dörtlüğü ile en büyük endişesinin milletin tefrikaya düşmesi olduğunu ifade etmiş, milleti bu tehlikeye düşmekten muhafaza etmek ve ittihad-ı İslam’ı sağlamak için büyük gayret göstermiştir. Bediüzzaman Hazretleri gibi müstesna bir şahsiyetin;

“Sultan Selim’e biat etmişim, onun ittihad-ı İslam’daki fikrini kabul ettim. Zira o, vilâyat-ı şarkiyeyi ikaz etti, onlar da ona biat ettiler.”

buyurarak, bu noktada ona biat ettiğini ifade etmesi, Yavuz Sultan Selim’i kaleme almayı kendime vicdani bir borç ve manevi bir sorumluluk olarak gördüm. Yavuz Selim’in ittihad-ı İslam yolundaki gayret ve hizmetlerini, Şark’ı nasıl ikaz edip intibaha getirdiğini, Şark insanına yapmış olduğu hizmet ve gayretlerini ve özellikle Çaldıran muzafferiyeti ile Şark-i Anadolu’yu nasıl büyük bir tehlikeden kurtardığını okuyucuların istifadesine sunmaya gayret ettim.

İttihad-ı İslam’ı, hayatının gayesi yapan, bunun için azami gayret gösteren Sultan Selim’in tarihçe-i hayatında bugün için de ibret alınacak birçok derslerin olduğu kanaatindeyim. Geçmiş ne kadar mühimse, hâl ve gelecek de ondan daha ehemmiyetli, daha lüzumludur. Günümüzdeki insanlar ile istikbalde gelecek olanlara söylenecek söz ve gösterilecek istikamet geçmiş tarih sahifelerinde ve hazinelerinde saklıdır. O gün ile günümüzün şartları büyük ölçüde değişmiş olsa bile, dert yine aynı derttir; belki tedavi için farklı reçetelere ihtiyaç vardır. Bu bakımdan, yaşanan elim hadiselerin yeni çözüm ve tedavi çarelerine başvurulurken, maziden alacağımız nice ibretli derslerin olduğu muhakkaktır.

Bu düşüncelerle kaleme aldığım “İttihad-ı İslam ve Yavu Sultan Selim” adlı bu çalışmanın bu ulvî davaya hizmet etmesini Cenab-ı Hakk’tan bütün kalbimle niyaz ediyorum.

Gayret bizden, tevfik ve inayet Cenab-ı Hakk’tandır.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 07/7/2010
Okunma Sayısı : 5334

Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
bes bes iki dokuz iki sifir

mersin escort
ataköy escort
şişli escort
istanbul escort