Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendi'nin Hizmeti

 

Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen

Ömer Nasuhi Bilmen, ömrü boyunca gerek ilmî otoritesi, gerekse samimi dindarlığı ve tevazuu ile İslâm’a ait konularda bu Müslüman ve necip milletin itimadını ve sevgisini kazanmıştı. İnanç, ibadet ve ahlakta Ehl-i sünnet mezhebini şahsında tam bir liyakatle temsil ettiği için, herkesin saygı ve sevgisine mazhar olmuştu.

Ömer Nasuhi Bilmen İstanbul Müftüsü iken 1960 ihtilâlcileri tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı’na tayin edilmişti. Henüz bir yılını doldurmadan, 6 Nisan 1961’de emekliye ayrıldı. Bunun gerçek sebebi de şu idi:

O günkü ihtilâlciler hem Ezan’ı hem de Kur’an’ı Türkçeleştirmek ve dinde reform yapmak istemişler ve bu konuda Diyanet İşlerini alet etmeye kalkışmışlardı. Ömer Nasuhi Bilmen bu hainane ve dessasane plana karşı çıkmış ve:

“Bozulmayan bir dinde reform mu olur?”

diyerek ve İslâm’ın ortaya koyduğu iman, ahlâk ve hukuk prensiplerinin orjinalliğini, evrenselliğini, kendinden beklenen liyâkât ve cesaretle savunmuştu.

1964-1965 yılları idi. Osman Demirci Hocamız ile beraber, Ömer Nasuhi Bilmen’i Fatih’teki evinde ziyaret ettik. Yaşı sekseni aşmıştı.

Gittiğimizde kuşluk namazını kılmış, dua ediyordu. Bizi sevinçle karşıladı. Ben de kendisine:

“Hayatınızı ilim ve ubudiyetle geçirdiniz. Bu kadar güzel ve faydalı eserler meydana getirdiniz, bilhassa “Büyük İslâm İlmihâli” ile bu millete çok büyük hizmet ettiniz ve bu necip milletin hüsn-ü teveccüh ve duasına mazhar oldunuz. Kendinizi dünyanın en mesut ve bahtiyar insanı olarak addediyor ve huzur ile ubudiyetinize devam ediyorsunuz. Hususan Diyanet İşleri Reisliği zamanınızda Reformculara karşı gösterdiğiniz fedakârane tutumunuzdan dolayı, size millet namına müteşekkiriz.” dedim.

Bu teşekkürüme şöyle mukabelede bulundu:

“Bu, bizim dinen mükellef olduğumuz bir vazifedir. Malumdur ki, Allah-u Teâlâ Hazretleri, insanların ibadetlerine hiçbir zaman muhtaç değildir. Fakat insanlar Ona ibadet etmeye muhtaç ve mecburdur. Çünkü, insanların dünya ve ahiret saâdetleri ibadetle kaimdir. Cenab-ı Hakk'ın ne kadar Rahim ve Kerim olduğuna bakınız ki, bizim nakıs ve kusurlu olan ibadetlerimizi kabul ediyor. Hem mukabilinde de birçok sevaplar, lütuflar ihsan ediyor. Yoksa bizim kusur ile alûde olan ibadetlerimizin ne kıymeti olabilir. Ona hakkı ile ibadet yapmak mümkün mü?”

Sonra Mesnevi-i Şerif’ten şu hikayeyi anlattı:

Çölde oturan bir Arap, son derece fakir düşmüş. Refikası ile bir çare düşünmüşler. Yoksulluktan ancak Bağdat’a gidip ihtiyacımızı Padişaha arz ederek kurtulabiliriz.” demişler. Fakat Sultan’ın huzuruna eli boş gitmeyi de münasip görmemişler. Kendilerince kıymetli olan bir testi yağmur suyunu sultana hediye etmeye karar vermişler. Biçareler Bağdat’ta sudan daha kıymetli hiçbir şeyin olmadığını sanıyorlarmış. Arap bir testi yağmur suyunu alarak, Bağdat yollarını tutmuş, nihayet Sultanın sarayına varmış, hizmetçiler içeriye buyur ederek, kendisine iltifatlarda bulunmuşlar. Arap ise “Benim bu hediyemi Sultan’a götürünüz ve deyiniz ki, bu çok tatlı bir yağmur suyudur.” demiş. Hizmetliler bu safdil adamın sözlerine gülüşmüşler. Hediyeyi alıp Sultan’a takdim etmişler. Sultan da bu hediyeyi kemal-i memnuniyetle kabul etmiş ve huzurundakilere emretmiş ki:

“Onun testisini altın ile doldurun, fakat onu geldiği yoldan göndermeyin, kendisini gemiyle Dicle Nehrini üzerinden gönderin.”

O Arap gemiye bindiğinde, koca Dicle Nehri’ni görünce, çok utanmış.

“Böyle koca nehirlerin sahibi olan bir Sultan’a nasıl olur da bir testi yağmur suyu ile gelinir?” diye kendini suçlamış. Hem de kendisine bahşedilen lütuf ve ihsandan dolayı, hayret ve mahcubiyet içinde kalarak:

“Bu sultan ne kadar kerem sahibi imiş ki, bu kadar nihayetsiz sulara malik iken, benim gibi bir biçarenin, bir testi yağmur suyunu kabul etti.” demiş.

İşte bizim ibadetlerimiz de bu hikayedeki Arabî’nin hediyesi olan bir testi yağmur suyu mesabesindedir. Allah-u Azimuşşan lütfundan, kereminden bu ibadetlerimizi kabul ediyor ve mukabilinde ebedi bir saâdet ve sürur bahşediyor.” dedi.

Sohbetimiz esnasında, Kendisine Bediüzzaman Hazretlerini sordum.

“Bediüzzaman ile Dar’ül Hikmet-ül İslamiye’de iken tanışmıştım. Bütün İstanbul ulemasının taktirlerini kazanmıştı. Ben bizzat birkaç kez sohbetinde bulundum. O dönemde yazdığı bütün makalelerini okudum. Fikirlerinde fevkalade bir tesir vardı. Telif ettiği eserlerden yalnızca “Sözler” isimli eserini mütalâa ettim, harikulâde bir eser idi. Doğrusu ilm-i kelamda bir tecdit hareketi yaptı. İmanın bütün rükünlerini kemal-i vuzuhla ortaya koydu. Cenab-ı Hak bu millet-i İslamiyeyi sahipsiz bırakmamıştır. Her asırda büyük müçtehidler, mücedditler ve mürşitler göndermiştir. Bediüzzaman da o zatlardan birisidir. O, cebir ve kuvvetin, zulüm ve tahakkümün hüküm ferma olduğu bu devirde gönderilmiştir.”

dedi ve şöyle devam etti:

“İslamiyetin, en önemli bir esası din ve vicdan hürriyetidir. Bu esasa göre, hiçbir kimsenin başkasının inancına ve vicdanına tahakküm etmeye hakkı yoktur. Buna rağmen, Bediüzzaman Hazretleri tarihte hiçbir din aliminin karşılaşmadığı zorluklara maruz kalmış, hizmetini çok ağır şartlar altında, kemal-i sabır ve tahammülle yürütmüş ve biiznillah muvaffak olmuştur. Çünkü o, davasını şiddete değil, ilim ve hikmete bina eyledi, irşad ve ikna metodunu ihtiyar etti. Bu bakımdan muarızları onun önüne çıkıp davasını engelleyemediler. Din-i İslâmın teali ve terakkisi için fedakârane hizmet eden böyle bir zatı Allah-ü Teâlâ Hazretleri her vecihle tevfik ve inayetine mazhar eder ve elbette onu muzaffer yapar.”

Biz de ona Risale-i Nurları okuyup neşrine çalıştığımızı söyledik. “Evet, bu gibi mürşit ve alimlerin kitap ve sohbetleri birer iksir-i azamdır. Her fert bu zatların ilim ve faziletlerinden istifade etmeye muhtaçtır.” dedi.

Sonra elini öpüp dua istedik.

“Allah-ü Azimüşşan bizleri kemal-i ihlas ile mücahede eden zümre-i mücahidine ilhak eylesin. Âmin!” diyerek bizi uğurladı.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 02/7/2010
Okunma Sayısı : 13150

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
bir yedi dokuz alti yedi dokuz

ataköy escort
şişli escort
istanbul escort