İstesek de İstemesek de

Ana rahminde iken, bu dünyada lâzım bütün cihâzatla techiz edildiğimiz gibi, dünyaya geldiğimizde annemizin memelerinde sütümüzü hazır bulduk. Bu işler bizim ihtiyârımızla olmadı. Çocuk olduk, ihtiyârımızla değil; genç olduk, ihtiyârımızla değil; yaşlandık, yine ihtiyârımızla değil... Aynı şekilde, ihtiyârımız olmadan ölecek ve tekrar dirileceğiz.

Bahsettiğimiz hâllerin hiçbirinde hiçbir tasarrufa sahip olamayan insan, (hâşâ) ahireti inkâr etmekle de dirilmekten kurtulamayacaktır.

Üzerinde bulunduğumuz dünya gemisi, ahirete müteveccihen hareket etmektedir. Biz bu gemiye kendi irademizle değil, Allah’ın (C.C.) iradesiyle binmiş bulunuyoruz. Yolculuğumuz da O’nun iradesiyle devam ediyor.

O Sultan-ı Sermedî, bizi bu gemiyle ahiret alemine götürdüğünü, Kur’ân-ı Kerîm’in de beyan buyurduktan sonra, bunun aksi iddialarda bulunmak beş para etmemektedir. Zira, bir kimse bu gemi içinde hangi tarafa koşarsa koşsun ve ne gibi iddialarda bulunursa bulunsun, gideceği yer, ölüm rıhtımı ve onun arkasındaki âhiret alemidir. Gitmemek, karşı koymak, irade ve ihtiyârımızda değildir.

Bu mecburi yolculukta, bizim dünyevî makamlarımız gemideki mevkilere benzetilebilir. Mühim olan husus, gideceğimiz yerin selamet sahili olmasıdır. Bu sahile birinci mevkide gitmekle, ikinci veya üçüncü mevkide gitmek arasında bir fark yoktur.

Aksi hâlde, yani cezaya ve felakete gitmemiz hâlinde, hiçbir mevki bizi tatmin edemez ve derdimize deva olamaz.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 08/7/2010
Okunma Sayısı : 3927

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
bes uc sifir bir sekiz bes

mersin escort
ataköy escort
şişli escort
istanbul escort