Van'dan Gelen Misafir

27 Mayıs ihtilâliyle nefyedildiğim Sivas kampından yeni dönmüştüm. Kümbet medresesine Van’dan genç bir misafirim geldi. Adının Rahmi Erdem olduğunu Van’da Nur Hizmetleriyle iştigal ettiğini söyledi.

Rahmi Erdem Ağabey
Rahmi Erdem Ağabey

Nezaketli bir Anadolu insanıydı. İnsana umut ve itimat telkin eden bir simaya sahipti. Halinde bir fikir aksiyonunun izleri müşahede ediliyordu. Hizmetlerini aşk ve şevkle anlattı. Kendine has bir şive ile şunları söyledi:

“Hocam, yabancı ideolojilerin tesiri altında kalan gençlerimizin aradıkları iç huzuru Risale-i Nur’da bulacaklarına eminim. Fakat bunun için Risale-i Nur hakikatlerini onların gönüllerine aktarabilmemiz şarttır. Hocam Cenab-ı Allah’tan niyazım o ki, hayatım boyunca beni Nur hizmetinde istihdam eylesin.”

Ben de dedim ki:

“Evet, elimizdeki bu ilim ve irfan hazinesiyle gençlerimize hatta bütün beşeriyete hak ve hakikati gösterebiliriz. Bunun için ben de sizin gibi, Risale-i Nur’un hizmetinden başka bir şey düşünemiyorum.”

Rahmi Bey birkaç gün Erzurum’da kaldı. Her akşam Nur sohbetlerinde bulunduk, bol bol Risale-i Nur okuduk. Erzurum’daki Nur derslerinden çok etkilendi.

Risale-i Nur'dan bazı mevzuları beraberce mütalaa ettik. Nurlara ait bu sohbetimiz ikimize de neşe ve sürur veriyordu. Bir defasında Rahmi bey şöyle bir soru sordu:

“Hocam, siz 27 Mayıs ihtilâlinde Sivas’a gönderildiniz. Orada 6 aya yakın zulme ve hakarete uğradınız. Sizdeki bu aşk ve şevkin kaynağı nedir ki, bütün bu yapılanları unutturmuş?”

Bu sorusuna şöyle cevap verdim:

“Evvela bunlar geçici hadiselerdir. Güneşin ziyasını bir süre engelleyen ve hafif bir rüzgârın esmesiyle hemen dağılacak bulutlar gibidirler. Elbette güneş sönecek değildir, bulutlar dağılacaktır."

"Bir Nur Talebesi olarak bilmeniz gerekir ki, Risale-i Nur'dan ders alan, onun feyziyle tefeyyüz eden şuurlu bir Nur Talebesinin, değil şevkini ve azmini basit bir sürgün hadisesi, dünyanın en şiddetli ve korkunç hadiseleri bile bozamaz. Onun sadakat ve ihlasını zerre kadar zedeleyemez. Çünkü bu şuurdaki bir Nur Talebesi her hadisenin Cenab-ı Hakk’ın yed-i kudretinde olduğuna iman ve itikat eder. Çünkü kâinatta en büyük bir hakikat ve sarsılmaz bir kuvvet imandır. Üstadımızın ifadesiyle,

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir.”

"İşte bu veciz ifade bizlere en büyük bir celadet ve cesaret kaynağıdır. Yine Üstadımızın şu celâldârâne ifadeleri onun sonsuz imanından fışkırmaktadır:"

Kuvvet hakta olduğu, hak kuvvette olmadığı sırrıyla; dünyayı başıma ateş yapsanız, hakikat-ı Kur'aniyeye feda olan bu baş size eğilmeyecektir.”

Bir sohbetimizde Rahmi Bey:

“Hocam!” dedi, “Sizin aranızdaki muhabbet ve uhuvvetkarâne davranış ve hareketleriniz doğrusu nazar-ı dikkatimi celp etti.”

Buna karşılık ben de kendisine şunları anlattım;

“Ben Üstadı ziyarete gittiğimde en önemli tavsiyesi şu mealde oldu.

Birbirinizi tenkit etmeyin, birbirinize muhabbet edin, uhuvvet ve tesanüdünüzü muhafaza edin. Siz böyle yaparsanız Risale-i Nur kendi kendine inkişaf eder.’

"Ben de Üstad'ın bu sözlerinden anladım ki, Risale-i Nur hizmetinin devamı ve tekamülü Nur talebeleri arasındaki muhabbet, uhuvvet, tesânütle mümkündür.”

Rahmi Beyi izzet ve ikramla Van’a uğurladık. Ben önceden de birçok kez Van’a gitmiştim. Rahmi Bey’le bu irtibatımız Van’a olan ziyaretlerimi sıklaştırdı. Şehrin halkını, hatta suyunu, havasını, dağlarını, kalesini çok severdim. Çünkü Üstadımızı yirmi sene bağrına basan ve kucaklayan ilk şehir Van olmuştur. Risale-i Nur çekirdeğinin ekildiği ilk bahçe de Van olmuştur. Daha sonra bu çekirdek, dal ve budaklarını dünyanın her tarafına salan bir Tuba ağacına inkılap etti; manevî meyveleriyle bütün insanlığın akıl ve kalplerine rızık oldu.

Van’a her gidişimde Van Kalesinin Horhor medresesine nazır tepesine Nur talebeleriyle çıkar On Üçüncü Rica Rica’yı göz yaşlarıyla okurduk. O rica Üstad’ın Van ile ilgili ciğersuz hatıralarını ihtiva ediyor ve hassas portresini ortaya koyuyordu.

Rahmi Bey’in Van’da yaptığı Risale-i Nur hizmeti gerçekten takdire şayandır. Allah ondan razı olsun, Van’da kaldığı 10 yıl içerisinde Van’ın köylerine varıncaya kadar her yeri gezdi ve Risale-i Nur hizmetini anlattı.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 03/7/2010
Okunma Sayısı : 9520

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
iki dokuz iki uc bes bir

ataköy escort
şişli escort
istanbul escort