m. Azim ve Sebat

Azim, herhangi bir işte başarıya ulaşmak için gösterilen gayrettir. Sebat ise, kararlı olma, ahde vefa, verilen karardan dönmeme gibi manalara gelmektedir.

Azim ve sebat, beşeri gayrete getiren cazip bir ruhtur.

İnsan takva ve salih amel ile terakki ettiği gibi, müşkillere, musibetlere, zorluklara ve hastalıklara karşı azim ve sebat göstermekle de terakki ve teali eder.

İnsan ancak azim ve sebat sayesinde umduğu ve arzu ettiği şeylere nail olur. Azim ve sebat ahlâkî faziletlerdendirler. Hiçbir şey azim ve sebat gösteren sabırlı ve metin insanları kararından döndüremez. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de

“Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et.” 1 buyurmaktadır.

Bütün başarılar ve fetihler, hep azim ve sebatın neticesinde olmuştur. Beşerde meydana gelen terakkiyat ve medeniyet harikaları da hep bu güzel hasletlerin meyvesidir.

Atalet, meskenet, ümitsizlik ve kararsızlık gibi arıza ve maniler onun sahasına giremez. Azim ve sebat, önüne çıkan bütün arıza ve manileri ortadan kaldıran bir ateşparedir ki, hiçbir set ve kuvvet ona karşı mukavemet edemez.

Tarihimiz azim ve sebatın misalleri ile doludur. Bunlardan birkaçını zikredelim:

- İslâmiyet’in ilk tesis ve intişarı yıllarında Peygamber Efendimiz (sav.) ve sahabe-i kiramın uğradıkları şiddetli eza ve cefalara karşı gösterdikleri sabır ve tahammül.

- Yine Peygamber Efendimizin (sav.) Uhud Harbinde kaderin bir cilvesi olarak meydana gelen mağlubiyet esnasında tek başına kalmışken, harbin şiddeti hengamında düşmana karşı bir dağ gibi durarak, dağılan sahabelere cesaret vermesi, onları bir merkezde toplaması, üzerine hücum eden küffarın kılıçlarına karşı pervasızca göğüs germesi.

- Yine Peygamber Efendimizin (sav) Gazve-i Huneynde sahabelerin geri çekildiği bir sırada, bindiği katırı düşman saflarına sürerek gösterdiği şehamet. Bütün bunlar, O’nun (sav.) azim ve sebatının pek çok misallerinden birkaçıdır. Peygamber Efendimizin (sav.) bütün hayatı hep azim ve sebat üzerine geçmiştir.

- Tarık bin Ziyad’ın ila-yı kelimetullah için cesur ve fedakâr bir fırka-i mücahidin ile Endülüs’ün fethinde muvaffak olması, Septe Boğazı’nı geçtikten sonra bindikleri gemileri yakması, azim ve sebatın en güzide örneklerindendir.

- Büyük Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethini gerçekleştirmek için gemileri karadan yürütmesi yine azim ve sebatın unutulmaz örneklerindendir.

-Yavuz Sultan Selim’in meşhur İran seferinde yorgunluktan sarsılan ve mecalsiz kalıp geri dönmek isteyen askerlerin kuvve-i manevîyelerini takviye etmek için gösterdiği fedakarlık ve hamaset de azim ve sebatın başka bir misalidir.

İman ve Kur’an hizmeti yolunda asrın bütün şerirlerinin her türlü zulüm ve işkencelerine karşı; yılmadan, usanmadan ve yorulmadan tahammül eden ve bütün ömrü harp meydanlarında, esaret zindanlarında ve mahkemelerde geçen, esarette bile düşman kumandanına karşı koyan ve bu azimle iman ve Kur’an hakikatlerinin gönüllerde yerleşmesine vesile olarak, milyonlarca faziletli ve fedakâr talebeler yetiştiren Bediüzzaman Saîd Nursî Hazretlerinin bütün ömrü, azim ve sebatın, fazilet ve şehametin unutulmaz misalleriyle doludur.

Âlicenap ve himmet erbabının ve hususan nur talebelerinin insanlık adına yaptıkları maddî ve manevî hizmetler ve gösterdikleri üstün fedakârlıklar esnasında maruz kaldıkları meşakkat ve sıkıntılara büyük bir sabır ve tevekkülle karşı koymaları azim ve sebatın unutulmaz misallerindendir.

Dipnotlar:

1 Âl-i İmran suresi, 3/159.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 08/7/2010
Okunma Sayısı : 8220

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
dokuz sifir bir bes sekiz iki

mersin escort
ataköy escort
şişli escort
istanbul escort