Bir Arap Alimin İbretli Hikayesi

1970’li yıllarda, İstanbul’daki bir sohbetimizde Risale-i Nur'dan Yirmi Altıncı Mektubu okuyorduk. Cemaat içerisinde mahalli kıyafetleriyle oturan ve dersi çok dikkatli bir şekilde dinleyen üç tane de Arap alimi vardı. Bunlar, Bağdat’tan İstanbul’a seyahate gelmişlerdi.

Ders esnasında:

İşte ey ehl-i Kur'an olan şu vatanın evlâdları! Altıyüz sene değil,  belki Abbasîler zamanından beri bin senedir Kur'an-ı Hakîm'in bayraktarı olarak, bütün cihana karşı meydan okuyup, Kur'anı ilân etmişsiniz. Milliyetinizi, Kur'ana ve İslâmiyete kal'a yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz, müdhiş tehacümatı def'ettiniz, tâ  

“Allah öyle bir topluluk getirecektir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzet sahibidirler ve Allah yolunda cihad ederler.” (Mâide, 5/54).

âyetine güzel bir mâsadak oldunuz. Şimdi Avrupa'nın ve firenk-meşreb münafıkların desiselerine uyup, şu âyetin evvelindeki hitaba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız!

kısmını okuduk.

Dersten sonra o Arap alimlerinden birisi elini kaldırdı ve güzel bir Türkçe ile, “Dinlediğim bu ders beni konuşmaya mecbur bıraktı. Müsaade ederseniz bir şey söylemek istiyorum.” dedi. Biz de, “Buyurun” dedik. Bize şunları anlattı;

“Bizim ilkokul kitaplarımızda şöyle bir hikaye anlatılır: Annesini kaybeden bir aslan yavrusu koyunların arasına girmiş ve koyunların sütünü emerek büyümüş. Zamanla kendini koyun zannetmiş. Bir gün koyunlardan birisi aslana şöyle demiş:

“Sen bizim cinsimizden değilsin. Sen aslansın, biz koyunuz. Sen bu dağların kralısın. Son zamanlarda bu dağlarda çakalların, ayıların sesleri fazla yükselmeye başladı, bizi rahatsız ediyorlar. Bir kükresen de bizi bunlardan kurtarsan.”

demiş. Fakat aslan bunu kabul etmeyerek, “Ben de sizin gibi koyunum.” demiş. Koyunun günlerce ısrarına rağmen aslan, aslan olduğunu bir türlü kabul etmemiş."

"Nihayet bir gün koyun, aslanı alıp bir su birikintisine götürmüş. “İkimizin de sudaki akislerinize iyice bakalım. Senin yelelerin var, benim yok. Söyle bakalım ikimizde aynı mıyız?” diye sormuş. Aslan, “Hayır değiliz.” demiş. Sonra koyun, “Senin pençelerin var, bizim yok, senin dişlerinle bizim dişlerimiz bir değil. Hatta senin sesinle bizim seslerimiz bile farklı. İstersen bir ben meleyeyim, bir de sen kükre.” demiş ve önce koyun cılız bir sesle melemiş, arkasından aslan bütün heybet ve dehşetiyle kükremiş. Aslanın bu kükremesini duyan çakallar yuvalarına, tilkiler deliklerine, ayılar inlerine kaçışmışlar.”

Sonra elini dizine vurarak, “Hocam” dedi, “Biz şimdi size koyun olmadığınızı hayırlısı ile bir anlatabilsek!..”

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 03/7/2010
Okunma Sayısı : 9023

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
bir sifir alti uc sekiz uc

mersin escort
ataköy escort
şişli escort
istanbul escort