İNSANIN GAYESİ

Cenâb-ı Hak, insanı en yüksek bir mahiyette halk etmiş, umum nebatat ve hayvanatı ona hizmetkâr yapmıştır. Ağaç, meyvesiyle; inek, sütüyle; koyun, etiyle insanın imdadına koşturulmakta, onun için çalıştırılmaktadır. O, cihanın ziyneti, arzın halifesidir. Cenâb-ı Hak, Kâinat Sarayı’nı, bütün müştemilâtıyla onun için yaratmış, tanzim ve tertip etmiştir. Bu sarayın azameti, haşmeti, ziyneti hep o misafirin şerefini, makbuliyetini ve Rabbinin yanındaki itibarını, kadr ü kıymetini göstermektedir.

Elbette, kâinatın neticesi, meyvesi olan insanın, bu kâinattan daha büyük ve daha ehemmiyetli bir gayesi olmalıdır. Bu gaye ise, ancak Allah’ı bilmek, O’na bihakkın kul olmaya çalışmak, O’na muhabbet edip rızasına nail olmak ve böylece “cennete lâyık bir kıymet almak” ve orada, beden ve ruhuyla ebedî bir hayat sürmektir.

Mehmed Kırkıncı
Yazdır   Kapat