İnsanın Şerefi

Çocukluğunda anne ve babasını kaybetmiş ve onların yüzünü hiç gör­memiş bir kimseye, "Senin ebeveynin yok ve sen bu dünyaya kendi kendi­ne geldin.", denilse, bu söz o adamı kat’iyyen tatmin etmeyeceği gibi, aynı zamanda ona büyük bir hakaret sayılacak ve o şahıs ise ebeveyninin kim olduğunu öğreninceye kadar rahat etmeyecektir.

Bilindiği gibi, insanın dünyaya gelmesinde ebeveyn sadece birer se­bepdir. Bu sebeplerin inkârı bir kimse için büyük bir hakaret addedilirse, müsebbibü’l-esbab olan Kadir-i Zülcelâl’in inkârına giden adamlar, kendi­lerini ne derece büyük bir zillete düşürüyorlar, kıyas ediniz.

İnsan için en büyük şeref, Allah’a (C.C.) kul olma ve bunu idrak etme keyfiyetidir.

Bir adama kimin oğlu olduğu sorulduğunda, şayet o adamın amcası, babasına nazaran daha meşhur bir kimse ise, onun vereceği cevap, "Falan zatın yeğeniyim.", şeklinde olacaktır. Bu cevap, intisaptaki şerefi takdir et­menin bir ifadesidir.

Bir insan, amcasının şerefiyle iftihar eder ve ona intisap ile şereflenmek isterse, Hâlik-ı Küll-i Şey olan Hakim-i Ezelî'ye iman ile intisab eden kimse­lerin ne derece şeref kazandıklarını kıyas ediniz.

Bu şereften istifade etmemek aklın kârı değildir...

Mehmed Kırkıncı
Yazdır   Kapat