Muhtelif Soru-Cevaplar

Hastalanınca doktora giden, hukukî konularda avukata başvuran kimse, dinî problemlerle karşı karşıya kaldığında ne yapmalıdır?

 Günümüz insanı, ilmî ve fennî konularda –haklı olarak– konusunda uzman kişilere başvurmaktadır. Bu hassasiyeti, dinî konularda fazlasıyla göstermesi gerekirken, böyle yapmayıp ya kendi aklı ile yetinmekte, yahut bu sahada, yetkin ve yetkili olmayan kişilerin sözlerine itibar etmektedir. Hâlbuki dini konuda uzman olmayan bir kişi, diğer konularda söz sahibi de olsa, onun sözüne dini konularda itibar edilmez.

Malumdur ki, bir ilim dalında bilgili olan bir kişi, diğer bir dalda cahil olabilir. Şu hâlde kişinin yetkili olmadığı bir sahada fikir yürütmesi, yargıya varması doğru değildir. Mesela, bir doktor tıp branşında ne kadar yükselirse yükselsin, mimarlık konusunda onun sözüne itibar edilmez. Kaldı ki bugün tıp bilimi bile, bir çok alt dala bölünmüş olup, dahiliye uzmanı bir doktor hatta profesör bile olsa, intaniye ile ilgili bir konuda o anabilim dalına müracaat etmektedir.

Problemleri doğru değerlendirebilme ölçüsü bu bilimsel yaklaşım olduğundan dolayı, sırf akıl ile kavranılması mümkün olmayan, imanî, Kur’anî ve dinî hakikatlerde insan ne kendi aklına güvenebilir ve ne de bu sahada yetkin olmayan kimselerin sözüyle hareket edebilir.

Bu konuda yapılası gereken, din konusunda yetkili kimselere bizzat başvurmak, yahut onların yazdığı eserleri okumaktır. Bunu yapmayanlar çok defa kendi arzularını ve hayallerini gerçek ve fikirle karıştırmakta, aldanmakta ve hakikatten uzaklaşmaktadırlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu