Hikmet Dersleri

RUH BEDEN ÜLKESİNİN SULTANIDIR

Ruh, beden ülkesinin sultanıdır, bedenin tamamını idare eder. Ruh için, uzak-yakın farkı yoktur; bedenin bütün ihtiyaçlarına aynı anda cevap verir; bütün hücreleri birlikte ve bir anda idare eder. Eli çalıştırır, ayağı yürütür; gözden bakar; dilden söyler, kulaktan işitir, yani, bütün azalarda tasarruf eder. Bedeni istediği yere götürür, gezdirir, dilediği işte çalıştırır.

Ruh, sıfatlarıyla bedenin her yerinde mevcuttur, bölünmez ve parçalanmaz. Kâinatta sürekli hükmeden kanunlar gibi, ruh da varlığını muhafaza edip, ebede gidecektir. Zira ruh bu kanunlardan daha kuvvetlidir; çünkü hayat sahibidir, irade sahibidir,  idrak sahibidir.

Ruhun birliği vicdanen ve hissen bilindiği gibi, aklen de sabittir. Ruhun bedene hâkimiyeti, onun birliğiyle mümkündür. İnsanın hayatı, zahirî ve batınî bütün duygularının bir tek ruhun emrinde olmasıyla devam eder ve semeredâr olur.

Bilindiği gibi, bir saray, ne onu meydana getiren taş, tuğla, demir, vs. için; ne de şekli, tezyinatı ve boyası için yapılır. O, ancak, içinde oturacak bir sultan için hazırlanır. İnsan bedeni de hücreler için değil, vücut sarayının sultanı olan ruh için yapılmıştır. Akıl, ruhun sadrazamı kabul edilirse, kalp de onun saltanat kürsüsü olur. Kalpte doğan bir mana, meselâ, “Bismillah”, fikrin tasdikinden geçtikten sonra, söz, yazı, vs. olarak tezahür eder. 

Görülmemekle beraber, ruhun varlığı, beden ülkesindeki fiil ve hareketleriyle bilinmektedir. O, bedenin bütün hücrelerinde hazır ve nazırdır. Meselâ, ölen bir insanın organlarında hiçbir canlılık eseri kalmaz. Öyleyse, o bedenden onun cinsinden olmayan, şuurlu ve müstakil bir hakikat ayrılmıştır. Bu hakikat ruhtan başkası değildir; ruhun varlığı şüphe götürmez bir gerçektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu