İnsan, Millet, Devlet

İnsanın Devletine Karşı Vazifeleri

İnsanın kendi ailesine karşı vazifeleri olduğu gibi, kendini idare eden devlet ve hükümete karşı da elbette ki vazifeleri vardır. 

Millet ve memleketini seven bir insan, evvela Allah’a, sonra Peygamberimize, sonra da “ulu-l emir” denilen idarecilerinin meşru dairede­ki emirlerine itaat etmelidir. Bu, hem dinî, hem de millî bir vecibedir. Kur’an-ı Kerîm’de mealen:

“Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne ve sizden olan ulu-l emre itaat ediniz.”

ayet-i kerimesi bu husustaki vazifemizi tayin etmiştir. 

Bu ayetten anlaşılıyor ki, Cenab-ı Hak icraatlarını adalete bina eden, zulümden kaçınan müstakim amirlere itaat etmelerini insanlara emrediyor. Bu gibi idarecilerin emirlerine uymak vaciptir. Fert ve cemiyetlerin saadet­lerinin devamı itaat iledir. Şu var ki, meşru olmayan emirlerde itaat yoktur. Demek ki, itaatin vacip olması hak ve adalet üzere devam eden idareciler içindir. 

Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamber Efendimiz (asm),

“Bana itaat eden muhakkak ki Allah’a itaat etmiş gibidir. Bana isyan eden muhakkak ki, Allah’a isyan etmiş gibi olur. Amirine itaat eden muhakkak ki bana itaat etmiş gibidir. Amirine isyan eden muhakkak ki bana isyan etmiş gibidir.”

buyurmuştur. Bu hadiste, amire itaat etmenin Allah ve Resulüne itaat olduğu ve ami­rine isyanın da Allah ve Resulüne isyan olduğu açıkça beyan edilmiştir. 

Tabiinin büyüklerinden Ebu Hazin Hazretleri ile bir amir arasında şöyle muhavere geçer. Amir: 

“Siz bize itaat ile memur değil misiniz? Biz sizin amiriniziz.” 

Ebu Hazin: 

“Adalet ve haktan ayrılmadığınız müddetçe size itaate memuruz. Siz bu hakkı tecavüz ederseniz, size itaat etmek mecburiyetinde değiliz.” 

Nitekim Peygamber Efendimiz,

 “Halik’a isyan olan emirlerde mahluka itaat olmaz.”

buyurmuştur ve Hulefa-i Raşidin Efendilerimiz de

“Ben size adaletle hükmettikçe siz de bana itaat edin, şayet adalete muhalefet eder­sem siz de bana itaat etmeyin.” demişlerdi. 

Peygamber Efendimiz bir hadislerinde

“Sizi idare edenlerin hayırlısı onlardır ki, siz onları seversiniz, onlar da sizi severler. Siz onlara dua edersiniz onlarda size dua ederler.”

diye buyurmuştur. 

İslâm aydınlarının ve düşünürlerinin en mühim vazifelerinden biri, fertleri ilim, irfan ve ahlak noktalarında irşat edip yetiştirmeleridir. Çünkü, bir milletin terakki ve tekamülü o milleti teşkil eden fertlerin ilim, irfan ve ahlakla mücehhez olmasına bina edilir. Diğer bir vazifeleri de milletin birlik ve beraberliğine zarar gelmemesi için, milletin arasında çıkan fitne ve fesa­da, maddi ve manevi felaketlere karşı fertleri ikaz edip uyarmak, muhabbet ve uhuvvetin ehemmiyetini onlara anlatmaktır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu