Hikmet Dersleri

RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ EN ÜSTÜNDÜR

İçi süt ile dolu büyük bir kazan ısıtıldığında kısa bir zaman sonra o süt kaynar ve etrafa taşar. Habib-i Kibriya Efendimizin (asm) kemalatını, o kabın içindeki süt olarak düşünürsek, ondan taşan sütler de bütün peygamberlerin, velilerin ve diğer müminlerin kemalatıdır. 

Geçmiş peygamberlerin her biri belli bir zaman ve mekânı tenvir eden birer misbah-ı ilâhi iken, Hz. Peygamber (asm)’in nuru cihanı baştanbaşa aydınlatmış ve kıyamete kadar da aydınlatacaktır. 

Geçmiş peygamberlerin her birinde esmâ-i İlâhiyenin bazıları ziyadesiyle tecelli etmiş ve her biri belli bir sahada muvaffak olmuşlardır. Meselâ, Hz. İsa (as) da “Kadîr” ismi ve Hz. Musa (as) da ise “Kelâm” sıfatı galipti. Habib-i Kibriya’nın (asm) ruhunda ise, “bütün kâinatta tecelli eden esmâ-i ilâhiyenin tamamı kemal derecesinde” tecelli etmişti. Bu bakımdan, O Zât (asm) insanlığı kemale erdiren ulvî seciyelerin hepsinde en kâmildir ve örnek şahsiyettir. 

Evet, Hz. Musa’nın sahaveti, Hz Harun’un şefkati, Hz Yuşa’nın şecaati, Hz Eyyub’un sabrı, Hz Davud’un cesareti, Hz İsa’nın tevazuu ve Hz Yusuf’un iffeti en mükemmel bir surette Fahr-i Âlem’in (asm) şahsında cem olmuştur. 

“İşte bu peygamberlerden kimini kimine üstün kıldık…” (Bakara, 2/253)

ayeti de bu hakikati ifade etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu